24 Kasım 2016 Perşembe

Öğretmenler Günü Kutlu Olsun ve Benim Doğum Günüm de:) (Teacher's Day Happy and My Birthday :))

Öğretmen günü deyince aklımıza ilk gelecek olan öğretmenler günüdür(benim doğum günüm geliyor:)). He tabii hediyeler geliyor aklıma, aklımıza öyle değil mi? Öğretmenlerimizin hediyelere ne gerek vardı ki deyişlerini de duyar gibiyim:)

Bu güzel günü bir güzel konuyla renklendireyim dedim ve bu konuda dünyada öğretmenler gününe bir bakış atıp harika bir öğretmen hikayesiyle sonlandırıcağız.

Öğretmenler Gününe Dünya Bakışı
Öğretmenler Günü Türkiye’de 24 Kasım’da kutlanılır. 24 Kasım 1928, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Millet Mektepleri’nin Başöğretmenliği”ni kabul ettiği gündür. Atatürk’ün 100. doğum yıl dönümü olan 1981 yılında “başöğretmen” oluşunun yıldönümlerinde ülke çapında Öğretmenler Günü kutlanmasına karar verildi.
Azerbaycan’da UNESCO’nun belirlediği tarih olan 5 Ekim’de kutlanır. Avustralya’da ise o tarihte okullar genellikle tatil olduğu için ekim ayının son cuma günü Öğretmenler Günü olarak kabul edilir. Çek Cumhuriyeti ve Slovakya’da ise evrensel eğitimin ilk savunucularından Jan Amos Comenius’un doğum günü olan 28 Mart’ta kutlanır. İran’da Murtaza Mutahhari’nin öldürülüşünün yıldönümü olan 2 Mayıs Öğretmenler Günü’dür. Peru’nun bağımsızlığını kazanmasından sonra 6 Temmuz 1822’de kabul edilen bir yasa ile ülkedeki ilk öğretmen okulunun kurulmuş, Öğretmenler Günü için de bu tarih seçilmiştir.
Hindistan’ın Öğretmenler Günü ise eski devlet başkanı ve öğretmeni Dr. Sarvepalli Radhakrishnan’ın doğum günü olan 5 Eylül’dür. Dr. Radhakrishnan 1962’de Hindistan cumhurbaşkanı olunca bazı öğrencileri ve arkadaşları onun doğum gününü kutlamalarına izin vermesi konusunda kendisine danışmıştır. Dr. Radhakrishnan da “Benim doğum günümü ayrıca kutlamak yerine, 5 Eylül Öğretmenler Günü olarak kutlansa bu benim kendi gurur ayrıcalığım olur,” yanıtını verir.

                ÖĞRETMEN

Bir Ağustos gecesi eski köy evinin yıkılmaya yüz tutmuş toprak damında yüreğini dinliyordu Ayşe öğretmen. Tarlalardan gelen saman kokusu ve çekirge sesleriyle hayallere dalmıştı
Uzakta çok uzakta bir köy gördü, güneşin kavurucu sıcağı bu kurak köyde daha etkiliydi sanki. Köye araba çıkmadığı için 45 dakikadır yürüyordu, elindeki bavul gittikçe ağırlaşmıştı. Sonunda köy meydanına vardı köy Muhtarı sevinçle, umut dolu gözlerle karşıladı Ayşe öğretmeni, evine buyur etti fakat Ayşe bir an önce okulu görmek, öğrencileriyle tanışmak istiyordu. Heyecanlıydı nasıl olmasın ilk atamasıydı buÇok sonra bir damla gözyaşı aktı göz pınarlarından kaderlerine terk edilmiş tüm köy çocuklarına Dünyada 



Biriki hoşbeşten sonra okula doğru yürümeye başladılar, Muhtar anlatıyor Ayşe dinliyordu, her adımda heyecanını biraz daha kaybederek. Okul harabeye dönmüş içinde hayvan besleniyordu, öğretmen lojmanı ise köy bekçisine verilmişti. Çocuklar çoktan ayrılmışlardı okuldan yaşı büyük olanlar tarlada tapanda daha küçüklerse evlerdeBir kaç azimli öğrenci köye 4km uzaktaki başka bir köy okuluna gidiyorlardı. Adam olmak memleketlerini kurtarmak için.


Muhtar anlattıkça Ayşe öğretmenin gözleri bulutlandı, kendi köyünü düşündü orada ki okulu, öğrencileri, öğretmensiz geçen yılları. Onun köyündeki okul yıkılmıştı 20 yıldır da köye öğretmen gönderilmemişti. İmkanı olan aileler çocuklarını kasabadaki okula gönderiyor, imkanı olmayanlarsa kaderlerine boyun eğiyorlardı.

Ayşe de çiftçilikle geçinen bir ailenin 7 çocuğundan 5.siydi. Abileri okumak istememiş babaları gibi çiftçiliği tercih etmişlerdi. Ayşe ise okumak istemiş ve bütün aileden destek görmüştü, en çokta babası Emin efendiden. Emin efendi çok güvenirdi kızına okuyacak, öğretmen olacak derdi. Ayşe de babasının yüzünü kara çıkarmamış 1.likle mezun olmuştu fakülteden. Babasının göğsünü kabartmış, ümitlerine yelken olmuştu. Zira babası şehirde öğretmen olsun istiyordu. Köy yaşantısından kurtulmalıydı kızı bunun için çok çalışmıştı. Ayşe de babası gibi düşünüyordu, şehrin yıldızlarını daha çok sevmişti bu köhne köydeki ay ışığından. Şehrin ışıkları onu da cezbetmişti. Betonarme okullarda, düzenli sınıflarda, temiz önlüklü öğrencileri olsun istiyordu. Bunca sıkıntıdan sonra hakettiğini düşünüyordu rahat bir yaşamı.

Ama şimdi bu köy, bu çocuklar, harabeye dönmüş okul, Muhtarın umut dolu bakışları Altüst olmuştu bütün hayalleri. Bir an önce çıkıp gitmeliydi bu köyden, şehrin ışıkları onu bekliyordu. Bunca emek boşuna mıydı? Hayır! kalamazdı bu köyde, babasına söz vermişti dönemezdi sözünden. Gönlüde bunu istiyordu zaten ''''ben giderim başkası gelir'''' dedi ve ardına bakmadan uzaklaştı köyden

Babasının sesiyle dağıldı düşünceleri. Güneydoğuda kız çocuklarının erken yaşta evlendirildikleri için intihar ettiğinden bahsediyor, ailelerine binbir lanet ediyor kızıyordu.''''cehalet bu başka bir şey değil'''' diyordu.

Ayşe öğretmen köyün adını duyduğunda yüreğinin titrediğini hissetti, bedeni buz kesmiş, gözleri alev alev yanıyordu.

Ayşe öğretmen bir şeyi hiç bir zaman bilemedi, o köye ondan başka öğretmen gelmemişti ve hiç bir zamanda gelmeyecekti.

4 yorum: